EVDEKİ KRONİK HASTANIZ VE ÇOCUĞUNUZ

EVDEKİ KRONİK HASTANIZ VE ÇOCUĞUNUZ

Dr. Neslihan Kuloğlu Türker

Uyum Eğitim ve Araştırma Ltd.Şti.

Bir aile üyenizin kronik bir hastalığa sahip olması tüm aile sisteminizin etkilenmesi anlamına gelir. Hasta için son derece zor olan bu süreç, hasta kadar hasta yakınlarını da doğrudan etkiler. Özellikle de hastalık iyileşmiyorsa, iyileşme olasılığı bulunmuyorsa... Bir aile üyenizin hastalığı ile ilgilenirken çocuğunuzun yaşananların dışında kalması mümkün değildir. Doktor randevuları, ilaç düzenlemeleri, özel diyetler, eve alınan tıbbi araç-gereç, aranızdaki konuşmalar, sizin dış görünüşünüze yansıyan üzüntü, aynı zamanda yorgunluk belirtileri ve daha pek çok etken çocuğunuzun ciddi bir sorun yaşandığını anlaması için yeterli olacaktır. Çocuklar kendilerine söylenmese bile çevrelerindeki farklılıkları çok hızlı fark ederler.  Hastanız ile ilgili "iyi olacak, bir şeyi yok, dinlensin geçer" gibi gerçekçi olmayan bilgilendirmeler çocuğunuzu rahatlatmaz çünkü ortada net bir şekilde "bir şey" vardır. Doğru açıklamalar yapmamanız daha çok meraklanması, kendisini dışlanmış hissetmesi, yalanlarla yüz yüze kalması ve size güvenemeyeceğini anlaması anlamına gelir. Siz onu, şüphesiz ki tüm iyi niyetinizle, üzüntülerden uzak tutmaya çalışırken hasta aile üyenizle istediği gibi zaman geçirme, destek olma, vedalaşma hakkını elinden almış, üstelikte yaşam boyu kaçınılmaz olarak karşılaşacakları tüm acı olaylar için etkili başa çıkma stratejileri geliştirmesini engellemiş olursunuz. Bu nedenle çocuğunuzu doğru biçimde bilgilendirmeniz, hastalıktan haberdar etmeniz gerekmektedir. Öğrendiğiniz andan itibaren hastalığın adını, net biçimde kullanmak belki de bu bilgilendirme sürecinin ilk aşamasını oluşturacaktır. İzleyen zamanlarda çocuğunuzun yaşına uygun açıklamalarla durumu paylaşmaya devam etmeniz çocuğunuzun sürece uyum sağlayabilmesi için önemlidir.  Aynı durum terminal döneme girildiği zaman da geçerlidir.

Sizin için gerekli olan durum, çocuğunuz için de gereklidir. Eğer hastalık ve süreçle ilgili sizin de bilginiz sınırlı ise, bildiğiniz kadarını paylaşın. Bilmiyorsanız "bilmiyorum" demekten kaçınmayın. Doktor görüşmeleriniz ve bilimsel kaynaklardan edindiğiniz bilgileri geciktirmeden çocuğunuzla da paylaşın. Yaşına uygun olduğunu düşündüğünüz, kitap, broşür, dergi, film, belgesel gibi yazılı ve/veya görsel materyaller bilgi aktarımınız sırasında size yardımcı olabilir.

Vereceğiniz bilgiler çocuğunuzun yaşına bağlı olarak basitten detaylıya kadar değişebilir.  Okul öncesi dönemdeki çocuğunuza sadece en belirgin değişiklikleri söylemek yeterli olabilir; "Büyükannen yürürken, oturup kalkarken artık zorlanıyor. Bizim yardımımıza ihtiyacı var". Okul dönemi çocuğunuz için ise bilgiyi biraz daha arttırmalısınız; "Büyükannen bir süredir hastaydı. Doktora gittiğimiz ve tedavi etmeye çalıştığımız zamanları biliyorsun. Tedavisi devam ediyor ama hastalığı ne yazık ki biraz daha ilerledi. Artık bizim yardımımıza daha fazla ihtiyacı var". Ergenlik döneminin başlarında ki çocuğunuzun anlama ve paylaşma kapasitesi daha da fazladır, bu nedenle tıbbi olarak anlayabileceğini düşündüğünüz birçok bilgiyi aktarabilirsiniz; "Doktorlar büyükanneni tedavi edebilmek için ellerinden geleni yapıyorlar ama bazı hastalıkları tedavi etmek her zaman mümkün olmuyor. Büyük annenin hastalığı da gittikçe ilerliyor. Ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz ama büyük annenin sıkıntıları buna rağmen artabilir." Ergenlik döneminin sonundaki çocuğunuz artık tüm bilgileri paylaşabileceğiniz yeterliliğe sahiptir. Şüphesiz ki yaşı, deneyimi, bilgisi her şeyi detaylı bir şekilde anlamasını sağlamayacaktır ama yaşananların/yaşanacakların önemli bir parçası olacak kadar da olgundur.

ayınetkinliği